Join us on a literary world trip!
Add this book to bookshelf
Grey
Write a new comment Default profile 50px
Grey
Subscribe to read the full book or read the first pages for free!
All characters reduced
Emma Hakkında Konuşmuyoruz - cover

Emma Hakkında Konuşmuyoruz

J.D. Barker

Publisher: Tektime

  • 0
  • 0
  • 0

Summary

Soğukkanlı işlenen bir cinayet ne zaman meşrulaştırılır? New Orleans Dedektifi Nikki Mayeaux, bir seri tecavüzcünün teknik bir ayrıntı sayesinde serbest bırakıldığına karar verdi. Yorgun ve hayal kırıklığına uğramış Nikki'yi bu son adaletsizlik kırılma noktasına iter. Canavarın terör saltanatını sona erdirmek maksadıyla failin evine doğru yola çıkar fakat birisinin ondan önce davrandığını görür. Tecavüzcünün boğazı kesilmiş cansız bedeni otomobilinin ön koltuğuna bırakılmıştır. Onun ölmesini Nikki'den daha fazla isteyen tek kişi vardı - son kurbanı - Fransız Quarter mahallesinin göbeğinde ortadan kaybolan, bir katil de olsa mahalle sakinlerinin öz be öz kendilerinden olanı korumak için büyük çaba harcadığı on altı yaşındaki bir kız. Soğukkanlı işlenen bir cinayet ne zaman meşrulaştırılır? Bir katilin işini bitirdiğinizde. Bir polisin işini bitirdiğinizde. Bazen de her ikisinin işi bitirildiğinde.PUBLISHER: TEKTIME
Available since: 02/10/2025.
Print length: 344 pages.

Other books that might interest you

  • Insanliğin kalbi - 80’lerde bir dava adami - cover

    Insanliğin kalbi - 80’lerde bir...

    HAŞİM KORKMAZ

    • 0
    • 0
    • 0
    “İnsanlığın Kalbi” 
    80’lerde toplumsal uyanışı, kaçaklığı, direnişi, imkansız aşkı anlatıyor. 
    Reşat, çocukluğunda annesini döven babasına, 80’lerde mafya babalarına ve babalığını yitiren devlete karşı mücadele eden bir dava adamıdır. Roman Reşat’ın zorluklarla dolu yaşamından kesitler sunuyor. 
    Reşat’a göre, insanlığın ilk çağlarında sınıf, sınır ve savaş yoktu. Sadece insan ve insanlık vardı. Çok sonraları masum ve özgür olan insan günah ve esaretle tanıştı. Hırsları insanı insanlıktan uzaklaştırdı. İnsanlar ilkel ama birbirlerine karşı vahşi değillerdi. Örneğin, insanın insana işkencesi o çağlarda akla bile gelmezdi. İnsanlığın çocukluk devresi denebilecek çağlarda dünya insanlar için cennetti. Sonra kurtarıcılar geldi ve dünyayı cehenneme çevirdiler. Maalesef, insan kurtarıcılarından kurtulamadı. Türkiye’nin 80’li yıllarda kurtarıcıları da askeri cuntaydı. 
    Reşat idamdan kurtulmak için Milli İstihbarat Örgütü İl Binasının arkasında farklı bir kimlikle simitçi çırağı olarak çalıştı.2 yıl yakalanmadı. Kişisel güvenliği için ateşli silah yerine jiletsiz usturayı tıraş bıçağı olarak taşıdı. Usturayı kullanmayı öğrenirse bu alet silahtan sayılmıyordu. 
    Hakkında muhbirler ve bir süre birlikte saklandığı sevgilisinin babası fidye istediğine dair şikayette bulundu. Ulusal basında “örgüt fidye istiyor” haberi manşet olunca Reşat ortaya çıktı. Kaçmaya devam etmesi halinde bütün suçlar üstünde kalacaktı. 
    Reşat’ın tesadüfen ev arkadaşı olarak karşı siyasi (nasyonal) gurubun lideriyle karşılaşması ve devamındaki olayları heyecanla okuyacaksınız. 
    Reşat’ın çıktığı serüven dolu yolculuktan yuvaya dönüşünde çok şey değişmişti. 
    Roman Dünya’yı cehenneme çevirip, cennet özlemlerimizi ise öteki dünyaya öteleyen sistemin aksine, bu dünyayı cennete dönüştürme mücadelesi veren insanların öyküsünü anlatıyor. 
    “İnsanlığın Kalbi” ne kadar çok insanla buluşursa o kadar insanlık davasına hizmet etmiş olacaktır. 
    Yazar kitabını, cenneti bu dünyada düşleyenlere armağan ediyor.
    Show book
  • Beni Seç - cover

    Beni Seç

    Tess Gerritsen, Gary Braver

    • 0
    • 0
    • 0
    Tess Gerritsen ve Gray Braver'dan kusursuz bir işbirliği… Geçmişle bugün arasında gidip gelen, ifşalarla dolu, baştan çıkarıcı bir roman.The Wall Street JournalBüyüleyici bir suç romanı. Gerritsen ile Braver'ın usta hikâye anlatıcılığı tüm netliğiyle karşımızda.Karin SlaughterÜniversite son sınıf öğrencisi Taryn Moore'un cesedi yaşadığı apartmanın önünde bulunur. Görünüşe göre, dairesinin balkonundan atlayarak intihar etmiştir. Olay yerine gelen dedektif Frankie Loomis'in içgüdüleri bu genç ve güzel kadının ölümünün ardında başka gerçekler olduğunu söyler. Dedektif Loomis'in soruşturması onu üniversite profesörü Jack Dorian'a ulaştırır. Taryn büyük hayranlık duyduğu hocasıyla bir ilişki mi yaşamıştır? İddialı ve hatta tehditkâr bir genç kadın olan Taryn'in ölümüyle Jack'in ilgisi var mıdır? Frankie art arda sırları ortaya çıkarırken Jack'in bir şeyler sakladığı kesinleşir. Yalan söyleyen Jack aynı zamanda soğukkanlı bir katil midir?
    Show book
  • Sadakatin Gölgesi - Gölgeden Bakış - İnancın devletin gölgesinde kaldığı bir ömür - cover

    Sadakatin Gölgesi - Gölgeden...

    Mustafa YILMAZ

    • 0
    • 0
    • 0
    Kapalı perdelerin ardında, pili bitmiş bir saatin dört kırk yediyi gösterdiği bir odada bir adam oturuyor. Dışarıda dünya dönüyor — insanlar alışveriş yapıyor, çocuklar okula gidiyor, mevsimler değişiyor — ama bu odada zaman durmuş. Adam hasta, aranan, gizlenen, unutulan bir adam. Ve düşünüyor: Affetmek mümkün mü? Değilse — insan öfkesiyle birlikte çürür mü? 
     
    "Gölgeden Bakış", Sadakatin Gölgesi serisinin final cildi, bu soruyla açılıyor. İlk ciltte kurulan dünya ikincide yerle bir olmuştu; şimdi yıkıntıların arasından ne filizleneceği sorusu yanıtlanıyor. Yılmaz, ne kolay intikama ne de ucuz kurtuluşa sığınıyor. Önerdiği şey çok daha zor ve çok daha gerçekçi: yüzleşme. Kendi yaptıklarınla, yapamadıklarınla ve affedilmesi imkânsız görünen şeylerle yüzleşme. Çünkü affetmek unutmak değildir — hakikatle yüz yüze gelmektir. Ve yüzleşmeyen toplumlar, aynı döngüde boğulmaya mahkûmdur. 
     
    Bu cildin en şaşırtıcı boyutu perspektif genişlemesi. Farklı bir kültürden, farklı bir dilden, farklı bir inanç geleneğinden gelen beklenmedik bir karakterin hikâyeye katılması, serinin "kapıları kilitlemeyen" felsefesinin en cesur sınavını oluşturuyor. Bu karakterin yolculuğu, romanın en güzel ve en umut verici sayfalarını barındırıyor. Çocukken ailesinden koparılan Umut ise artık yetişkin bir kadın olarak sahneye dönüyor — öfkeli, kararlı ve babasının savaşını bambaşka bir cephede, uluslararası hukuk arenasında sürdürmeye hazır. 
     
    Gölgebir'in masasındaki emanetler — bir kitap, bir lamba, mektuplar — her biri bir insanın, bir yaranın temsili olarak anlam kazanıyor. Bir gece, bir kamera karşısında, yirmi yılın sessizliği ilk kez bozuluyor. Ve bu konuşma yalnızca bir adamın değil, yüz binlerce insanın hikâyesini taşıyor. Hastalık ve iyileşme arasındaki ilişki ise romanın en cesur iddiasını barındırıyor: öfke bedeni tüketir, yüzleşme ise iyileştirmeye başlar. Yılmaz bunu mistik bir iddia olarak değil, bir insanın ruhsal ve fiziksel iyileşmesinin iç içe geçtiği bir süreç olarak sunuyor.
    Show book
  • Mermer Adam - cover

    Mermer Adam

    Jean-Christophe Grangé

    • 0
    • 0
    • 0
    KÖTÜLÜK HİÇ BEKLENMEDİK BİR YERDEN GELEBİLİR. Yıl 1939, Berlin… Avrupa yeni bir dünya savaşının eşiğinde… Reich'ın ileri gelenlerinin güzel eşleri tek tek vahşi cinayetlere kurban gider. Gestapo subayı Franz Beewen, öldürülen kadınların psikiyatrı Simon Kraus ve aristokrat psikiyatr Minna von Hassel, Nazilerin nefes aldırmadığı Berlin'de bu cüretkâr cinayetleri işleyen katilin peşine düşerler… Jean-Christophe Grangé'den, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz, gerilim dolu bir macera…
    Show book
  • Suç ve Ceza - cover

    Suç ve Ceza

    Fyodor Dostoyevski

    • 0
    • 0
    • 0
    Yoksulluk, gurur ve karanlık bir fikir… 
    Genç bir öğrencinin işlediği bir cinayet, onun iç dünyasında yavaş yavaş çözülen bir vicdanın kapılarını aralar. 
    Dostoyevski’nin başyapıtı Suç ve Ceza, yalnızca bir polisiyeden ibaret değildir; insan zihninin derin korkularını, büyük yalnızlığını ve adalet arayışını anlatan benzersiz bir psikolojik yolculuktur. 
    Gerçek ceza, insanın içinden yükselir. 
    Raskolnikov’un suç, pişmanlık ve kefaret arasındaki sarsıcı yürüyüşüne eşlik edin; Dostoyevski’nin sorduğu büyük soruyla karşılaşın: 
    İnsan kendisini hangi noktada affedebilir?
    Show book
  • Taşıyıcı Sistem - Temelin Karanlığı - cover

    Taşıyıcı Sistem - Temelin Karanlığı

    Mustafa YILMAZ

    • 0
    • 0
    • 0
    TAŞIYICI SİSTEM — Cilt I: TEMELİN KARANLIĞI 
    Rütbeleri sökülmüş bir akademisyen, yarım kalmış ruhsatsız bir binanın bodrumunda gençlere mühendislik öğretir. Fakat her çatlak, her kolon ve her yük hesabı başka bir sorunun kapısını aralar: Bir yapıyı ayakta tutan şey nedir? Peki ya bir insanı, bir kurumu, bir ülkeyi? Yusuf Hoca hüküm vermeyi değil, önce bakmayı, ölçmeyi ve anlamayı öğretir. Çünkü en büyük çökmeler, çoğu zaman yapı hâlâ ayaktayken başlar. 
     
    Temelin Karanlığı, mağduriyetin değil; düşünmenin, ölçmenin ve yaklaşan yüke hazırlanmanın romanı. 
     
    Bir ülkenin nasıl çöktüğünü anlamak istiyorsanız, önce onu neyin ayakta tuttuğuna bakmalısınız.
    Show book