Rejoignez-nous pour un voyage dans le monde des livres!
Ajouter ce livre à l'électronique
Grey
Ecrivez un nouveau commentaire Default profile 50px
Grey
Abonnez-vous pour lire le livre complet ou lisez les premières pages gratuitement!
All characters reduced
Kusursuz Denklem - cover

Kusursuz Denklem

Stefano Conti

Maison d'édition: Tektime

  • 0
  • 0
  • 0

Synopsis

Polisiye RomanPiedmont'taki prestijli bir lisenin profesörü gece vakti Ligurya'nın ıssız sahiline dalar: Elinde eski bir Mısır tılsımı vardır. Şafak vakti iki öğrenci, Giulia ve Riccardo, öğretmenlerinin cansız bedenini denizde süzülürken görürler. Onlar artık sıradan bir okul gezisinde değil, bu gizemli ölümün arkasında neler yattığını irdeleyecekleri bir serüvenin içindedirler. Çocuklar, sınıf arkadaşlarının da yardımıyla hem büyüleyici hem de zorluklarla dolu bir şehrin sokaklarında maceralara atılırlar: Bu şehir beyaz büyü ve kara büyünün dünyadaki başkenti olan Torino'dur. Bir muamma girdabının içine çekilen kahramanlar, onları Ölüler Kitabı'ndan Kutsal Kefen'e, Melek Çeşmesi'nden Şeytan'ın Kapısı'na götüren belirsiz bir gidişatla karşı karşıya kalırlar. Son ana kadar dehşet verici bir kreşendoda ilerleyen, okültizimle süslenmiş büyüleyici ve derin bir gerilim hikayesi okuyacaksınız.PUBLISHER: TEKTIME
Disponible depuis: 23/10/2023.
Longueur d'impression: 224 pages.

D'autres livres qui pourraient vous intéresser

  • Sadakatin Gölgesi - Gölgeden Bakış - İnancın devletin gölgesinde kaldığı bir ömür - cover

    Sadakatin Gölgesi - Gölgeden...

    Mustafa YILMAZ

    • 0
    • 0
    • 0
    Kapalı perdelerin ardında, pili bitmiş bir saatin dört kırk yediyi gösterdiği bir odada bir adam oturuyor. Dışarıda dünya dönüyor — insanlar alışveriş yapıyor, çocuklar okula gidiyor, mevsimler değişiyor — ama bu odada zaman durmuş. Adam hasta, aranan, gizlenen, unutulan bir adam. Ve düşünüyor: Affetmek mümkün mü? Değilse — insan öfkesiyle birlikte çürür mü? 
     
    "Gölgeden Bakış", Sadakatin Gölgesi serisinin final cildi, bu soruyla açılıyor. İlk ciltte kurulan dünya ikincide yerle bir olmuştu; şimdi yıkıntıların arasından ne filizleneceği sorusu yanıtlanıyor. Yılmaz, ne kolay intikama ne de ucuz kurtuluşa sığınıyor. Önerdiği şey çok daha zor ve çok daha gerçekçi: yüzleşme. Kendi yaptıklarınla, yapamadıklarınla ve affedilmesi imkânsız görünen şeylerle yüzleşme. Çünkü affetmek unutmak değildir — hakikatle yüz yüze gelmektir. Ve yüzleşmeyen toplumlar, aynı döngüde boğulmaya mahkûmdur. 
     
    Bu cildin en şaşırtıcı boyutu perspektif genişlemesi. Farklı bir kültürden, farklı bir dilden, farklı bir inanç geleneğinden gelen beklenmedik bir karakterin hikâyeye katılması, serinin "kapıları kilitlemeyen" felsefesinin en cesur sınavını oluşturuyor. Bu karakterin yolculuğu, romanın en güzel ve en umut verici sayfalarını barındırıyor. Çocukken ailesinden koparılan Umut ise artık yetişkin bir kadın olarak sahneye dönüyor — öfkeli, kararlı ve babasının savaşını bambaşka bir cephede, uluslararası hukuk arenasında sürdürmeye hazır. 
     
    Gölgebir'in masasındaki emanetler — bir kitap, bir lamba, mektuplar — her biri bir insanın, bir yaranın temsili olarak anlam kazanıyor. Bir gece, bir kamera karşısında, yirmi yılın sessizliği ilk kez bozuluyor. Ve bu konuşma yalnızca bir adamın değil, yüz binlerce insanın hikâyesini taşıyor. Hastalık ve iyileşme arasındaki ilişki ise romanın en cesur iddiasını barındırıyor: öfke bedeni tüketir, yüzleşme ise iyileştirmeye başlar. Yılmaz bunu mistik bir iddia olarak değil, bir insanın ruhsal ve fiziksel iyileşmesinin iç içe geçtiği bir süreç olarak sunuyor.
    Voir livre
  • Yanılsamalar - cover

    Yanılsamalar

    Suleyman Turan

    • 0
    • 0
    • 0
    Yanılsamalar, yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi rastlantıların insan hayatındaki etkisi üzerine eğilirken, aynı zamanda gerilim ve psikolojik derinlik içeren bir okuma deneyimi sunuyor. Kitap, beklenmedik sonuçlara yol açan olaylar zinciri üzerinden ilerliyor. Karmaşık ilişkiler, gizemli olaylar ve şüphe uyandıran karakterler, okuyucuyu merak içinde bırakıyor. Yanılsamaların gerçeklik ile iç içe geçtiği bu dünyada, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. 
     Kitaptan Kısa Alıntılar: 
     “Bildiğim kadarıyla bu gemiyi Tanrı bile batıramaz sözü, Titanik denize açıldıktan sonra sarf edilmişti. O halde bahsettiğin Amiralin bunu duyması nasıl mümkün olabilirdi? Diye sordu sorgucu. Adamın mantıklı bir açıklama yapamayacağından neredeyse emindi” 
    “Bu olay hukuk tarihine Fehling davası olarak geçti. Birbiriyle hiçbir düşmanlığı olmayan iki insan arasında cereyan eden olayla ilgili olarak Alman kamuoyu ikiye bölündü. Kimilerine göre barmene en üst seviyeden ceza verilmeliydi ve bu herkes için ders olmalıydı. Bazılarıysa mümkün olan en alt sınırdan cezalandırılmasını istiyordu.” 
    “Çünkü Emperyalist ülkeler ve bazı global güç odakları o ülkeye karşı düşmanlıklarını bu yolla tatmin ediyorlardı. Yani o örgüte destek vererek! Bunu bilen Şilili yetkililer belli bir süre daha örgütün varlığını sürdürmesi gerektiği sonucuna vardılar. En azından büyük fırtına olarak nitelendirilen diğer tehdit geçene kadar! Bu sayede daha sınırlı esen fırtına dindiğinde bahçedeki tüm çiçekler dalından kopmamış olacaktı. 
     Kitap Hakkında Okur Yorumları: 
    "Süleyman Turan, bir kez daha okuyucuyu düşündüren ve etkileyen bir kitap yazmış." 
    "Yanılsamalar, sürprizlerle dolu, akıcı bir okuma deneyimi sunuyor." 
    "Kitap beni çok şaşırttı. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim." 
    "Tek kelimeyle sarsıcı, şok edici..." 
    Seslendirme: Nida Demirci
    Voir livre
  • Taşıyıcı Sistem - Taşıma Gücü - cover

    Taşıyıcı Sistem - Taşıma Gücü

    Mustafa YILMAZ

    • 0
    • 0
    • 0
    Bir yapı çöktüğünde enkaz görünür. 
    Bir kurum çöktüğünde ise insanlar çoğu zaman yalnızca sonuçlarını görür. 
    TAŞIYICI SİSTEM’in ikinci cildi TAŞIMA GÜCÜ, ilk ciltte karanlık bir bodrumda başlayan soruyu daha ağır bir yere taşıyor. 
    Depremin ardından geriye yalnızca yıkılmış binalar kalmamıştır. Dağılmış ekipler, cevapsız yazılar, unutulmuş kayıtlar, sorumluluğu birbirine aktaran kurumlar ve hâlâ çalışıyor göründüğü hâlde yükünü taşıyamayan bir düzen vardır. 
    Yusuf Hoca ve öğrencileri bu kez bir yapının neden ayakta kaldığını değil, hasar görmüş bir sistemin nasıl yeniden taşıyabilir hâle getirileceğini anlamaya çalışırlar fakat güçlendirmek, eskiyi yeniden kurmak değildir. 
    Her müdahale yeni bir yük getirir. 
    Her yetki yeni bir sorumluluk doğurur. 
    Her kayıt, bir gün onu yazanın karşısına çıkabilir ve kurdukları düzen işlemeye başladığında önlerine beklemedikleri bir sınav çıkar: 
    Kendi koydukları kurallar, bu kez kendilerine engel olacaktır. 
    Şimdi karar vermeleri gerekir. 
    Kuralları ihtiyaçlarına göre mi değiştirecekler, 
    yoksa kendilerinin bile üzerinde durabilecek bir sistem mi kuracaklar? 
    Çünkü gerçek bir taşıyıcı sistem, onu kuranların güçlü olduğu zaman değil, onlara ihtiyaç duymadan ayakta kalabildiği zaman sınanır ve bazen en büyük başarı, verdiğiniz kararın kabul edilmesi değildir.. 
    Kaybedebileceğiniz bir düzen kurabilmektir.
    Voir livre
  • Taşıyıcı Sistem - Mizan - cover

    Taşıyıcı Sistem - Mizan

    Mustafa YILMAZ

    • 0
    • 0
    • 0
    Bir ülke enkazdan çıkarılabilir. Kurumlar yeniden kurulabilir, dosyalar yeniden açılabilir, sorumlular yargılanabilir ama asıl sınav bundan sonra başlar: 
    Ölçü, düşmanımıza uygulandığında da aynı kalabilecek mi? 
    Taşıyıcı Sistem üçlemesinin son cildi MİZAN, yeniden inşanın en zor aşamasına uzanıyor. Geçmişin kararları, raporları ve sorumlulukları tek tek incelenirken adalet ile intikam, affetmek ile unutmak, onarmak ile eski hâline döndürmek arasındaki sınırlar belirginleşiyor. 
    Yusuf Hoca için artık mesele yeni bir düzen kurmak değildir. Kurulan düzenin, onu kuranlara ihtiyaç duymadan yaşayabilmesidir. 
    Her hasar onarılamaz. Her yük kaldırıldığında yapı eski biçimine dönmez ve hiçbir sistem, yalnızca doğru insanlar başında bulunduğu için güvenli sayılamaz. 
    Geride kalması gereken kişiler değil, yöntemdir. 
    Bakmak. Ölçmek. Kaydetmek. Karşılaştırmak. Denetlemek. 
    Ve çatlakları, henüz küçükken görmek. 
    Bir yapı ne zaman güvenli sayılır? 
    Bir sonraki kontrole kadar.
    Voir livre
  • Insani manifesto - cover

    Insani manifesto

    HAŞİM KORKMAZ

    • 0
    • 0
    • 0
    Bu eser, 
    Bireysel trajediler ile kolektif umutların iç içe geçtiği bir edebi deneyim olarak, 21. yüzyılın savaş, göç, veri sömürüsü, ekolojik çöküş gibi küresel krizlerini şiirsel bir dil ve dramatik sahnelerle politik bir sahneye taşır. 
    Gazze'nin yıkıntılarından Göbeklitepe'nin kadim bilgeliğine ve ötesinde yeni bir küresel halklar topluluğuna uzanan bu manifesto, yıkımdan yeniden doğuşa doğru radikal bir yolculuğu anlatıyor. 
    Marx’ın üretim güçleri ve üretim ilişkileri arasındaki çatışma teorisini dijital çağın görünmez proletaryası üzerinden yeniden yorumlar. 
    Klasik fabrika işçiliğinden platform ekonomisine, bilişsel ve kültürel emekten algoritmaların gözetiminde çalışan veri proletaryasına uzanan dönüşüm, yeni devrimci öznenin çoğul ve ağsal niteliğini tartışmaya açar. 
    Eser ulus devletlerin yerine insani toplulukların seçilmiş temsilcileriyle kurulan Global İnsanlık Meclisi, hem edebi bir vizyon hem politik bir çağrı hem de akademik bir analiz olarak insanlığın ortak geleceğini tahayyül eder. 
    Bu hibrit eser, kuramla kurgu arasında köprü kurar ve çağımızın insani dönüştürücü öznesini estetik, politik ve teorik yoğunlukla yeniden tanımlar. 
    Haşim Korkmaz, hukuki içgörüyü, tarihsel derinliği ve vizyoner kurguyu, insanlığın kendini yönetmesi için bir çağrıya dönüştürüyor. 
    Devletler aracılığıyla değil, vicdan aracılığıyla. 
    Güç aracılığıyla değil, dayanışma aracılığıyla.
    Voir livre
  • NEM VE BARUT - Kitap 1 - cover

    NEM VE BARUT - Kitap 1

    GUEV DERE

    • 0
    • 0
    • 0
    Nem ve Barut, 90’ların puslu atmosferini, nemli sokakların boğucu havasını ve karanlıkla örülü mahalle yaşamını tüm çıplaklığıyla yansıtan sürükleyici bir roman. 
    Başkarakter Ahmet, geçmişte yaşadığı kayıplardan sonra kendini onarmak ve yeniden başlamak için yabancısı olduğu bir şehre gelir. Fakat burası, zayıfların asla yaşama şansı bulamadığı bir yerdir. Sokakların dili suskun, ama tehlike her köşede kol gezer. Ahmet, çetelerin egemenliği altındaki bu mahallelerde yeni dostlar edinir: yılların tanığı Ali Amca, mücadeleyi bırakmayan Sevim, gözü kara gençler Murat, Selim, Cemil ve Ferhat… Ve kalbinin ritmini değiştiren, doğruyu söylemekten çekinmeyen cesur bir kadın: Elif. 
    Roman, Ahmet’in bir yabancı olarak geldiği bu şehirde nasıl yavaş yavaş kök saldığını, karanlık güçlerle hesaplaşmalarını, halkın güvenini kazanışını ve korkunun hüküm sürdüğü sokaklarda “onurun ve cesaretin sembolüne” dönüşmesini anlatıyor. 
    Nem ve Barut, yalnızca bir hesaplaşma hikâyesi değil; aynı zamanda dayanışmanın, onurun, aşkın ve yeniden doğuşun romanı.
    Voir livre